İçeriğe geç

170 boyla manken olunur mu ?

170 Boyla Manken Olunur Mu? Sosyolojik Bir İnceleme

Toplum, bireylerin kimliklerini, rolleri ve potansiyellerini şekillendiren bir dizi kural ve normla doludur. Bu normlar çoğu zaman neyi “normal” ve “ideal” kabul ettiğimizi belirler, ve bu belirlemeler hayatımızın her alanını etkiler. Peki, bu normlar gerçekte ne kadar esnek? Özellikle toplumsal bir meslek olarak kabul edilen mankenlik, fiziksel özelliklerin çok öne çıktığı bir alandır. 170 cm boyunda birinin manken olma olasılığı nedir? Bunu sadece bir fiziksel ölçüyle değil, daha geniş bir toplumsal perspektiften incelemek, bu soruya derinlemesine bir cevap aramak demek olacaktır.

Birey olarak, hepimiz toplumsal normlarla şekillendirilen bir dünyada varlık gösteririz. Birçoğumuzun boyu, kilosu, cinsiyeti ya da yaşadığı yer gibi faktörler, toplumun dayattığı kimliklerin bir parçası haline gelir. 170 boyuyla manken olup olamayacağımız ise, hem fiziksel özelliklerimizin toplum tarafından nasıl değerlendirildiğiyle hem de bu normların ne derece esnetilebileceğiyle alakalıdır. Sosyolojik bir bakış açısıyla bu konuyu ele alırken, sadece bireysel özellikleri değil, toplumsal yapıları ve normları da göz önünde bulunduracağız.

Toplumsal Normlar ve Güzellik Standartları

Sosyoloji, toplumsal yapıları ve bireylerin bu yapılarla olan etkileşimlerini inceleyen bir bilim dalıdır. Toplumsal normlar, toplumun bireylerden beklediği davranış biçimlerini tanımlar. Bu normlar, zamanla toplumun genel kabul gören değerleri haline gelir. Mankenlik mesleği, toplumsal normların en çok etkileşime girdiği alanlardan biridir. Bu meslek, estetik değerlerin ve fiziksel ölçütlerin baskın olduğu, toplumun güzellik algısının yoğun olarak yaşandığı bir sektördür. Mankenlikte belirli fiziksel ölçütlere uyulması gerektiği yaygın bir algıdır. Genellikle, kadın mankenler için boyun 1.75 cm civarında olması beklenirken, erkek mankenler için de 1.85 cm ve üzeri boylar tercih edilmektedir. Ancak 170 cm boyuyla bir manken olmak, bu kalıpların dışında kalan bir durumdur.

Toplumsal normlar, bireylerin hangi özelliklere sahip olmaları gerektiğine dair dayatmalar yaparken, bu normların sürekli olarak değişebileceğini de unutmamak gerekir. Örneğin, 20. yüzyılın ortalarındaki güzellik standartları, daha ince ve uzun vücut hatlarına sahip olanları ideal olarak kabul ederken, 21. yüzyılda daha çeşitli beden tiplerinin ve fiziksel özelliklerin kabul edilmesiyle normlar esneme göstermiştir. Ancak yine de, endüstrinin hâkim olduğu birçok alanda hâlâ belirli fiziksel özellikler ön planda tutulmaktadır.

Cinsiyet Rolleri ve Toplumsal Beklentiler

Cinsiyet rolleri, bireylerin toplumdaki yerlerini, işlevlerini ve haklarını şekillendiren önemli toplumsal yapılar arasında yer alır. Mankenlik gibi bir meslekte, cinsiyetin de büyük bir etkisi vardır. Kadınlar için toplumsal olarak belirlenen “güzellik” ölçütleri daha katıdır. Çoğu zaman kadın mankenlerden ince, uzun ve estetik bir vücut yapısı beklenirken, erkek mankenlerin de güçlü ve kaslı bir görünüme sahip olmaları istenir. Bu durumu, toplumsal cinsiyet eşitsizliği bağlamında değerlendirebiliriz.

Kadın mankenlerin 170 cm boyu genellikle yeterli kabul edilmezken, erkek mankenler için de benzer ölçütler geçerlidir. Erkeklerin 170 cm boyuyla başarılı bir mankenlik kariyeri yapması daha zor olabilir. Ancak bu durum, toplumsal beklentilerin ve cinsiyetçi rollerin bir yansımasıdır. Kadınların boylarının toplumda genellikle “güzel” ve “çekici” kabul edilen normlara uyması gerektiği düşüncesi, estetik ve fiziksel normları daha da katı hale getirmektedir. Bununla birlikte, bu baskılara karşı çıkan ve daha çeşitli beden tiplerini, boyları ve cinsiyet normlarını kutlayan modeller ve markalar artmaya başlamıştır. Bu da cinsiyet rollerinin daha esnek bir hale geldiğinin bir göstergesidir.

Kültürel Pratikler ve Medyanın Rolü

Medya, toplumsal normların ve güzellik anlayışlarının şekillenmesinde büyük bir rol oynamaktadır. TV şovları, reklamlar, dergiler ve sosyal medya, hangi beden tiplerinin, boy uzunluklarının ve fiziksel özelliklerin “ideal” kabul edileceğine dair güçlü mesajlar gönderir. Birçok kültürde mankenler ve modeller, güzellik ideolojilerinin temsili olarak görülür ve medya bu temsilleri çoğu zaman sıkı bir şekilde kural koyarak yayar.

Ancak sosyal medya ve dijital platformlar, güzellik algısını sorgulayan ve bu alandaki normları değiştirmeyi amaçlayan yeni bir alan yaratmıştır. Birçok influencer ve model, toplumsal normlara meydan okuyan beden tipleriyle ve boy uzunluklarıyla kendilerini tanıtmaktadır. Bu, daha önce mankenlik için genellikle “yetersiz” kabul edilen 170 cm boyundaki bireylerin de başarıya ulaşabileceği bir ortam yaratmaktadır. Medya, artık sadece geleneksel güzellik ideallerini değil, aynı zamanda daha fazla çeşitliliği ve kapsayıcılığı da yansıtmaktadır.

Toplumsal Adalet ve Eşitsizlik: Mankenlik ve Fırsatlar

Toplumsal adalet, bireylerin eşit fırsatlarla yaşamlarını sürdürebilmelerini sağlayan bir kavramdır. Mankenlik gibi sektörlerde eşitsizlik, fiziki ölçütler ve toplumsal beklentiler doğrultusunda daha belirgin hale gelir. 170 cm boyundaki bir birey, toplumun ve endüstrinin dayattığı güzellik normlarına uymadığı için çoğu zaman “fırsat dışı” bırakılabilir. Ancak, toplumsal adaletin sağlanması, bireylerin kendi potansiyellerini gösterebileceği alanlar yaratılmasına dayanır. Bu, sadece boy uzunluğu gibi fiziksel özelliklerle sınırlı kalmaz; aynı zamanda ırk, cinsiyet, yaş ve diğer kimlikler etrafındaki eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasını gerektirir.

Eşitsizlik, toplumsal yapılar içinde derin kökler salmıştır ve bu eşitsiz yapılar, birçok meslek dalında olduğu gibi mankenlikte de kendini gösterir. Ancak günümüzde, toplumsal cinsiyet ve fiziksel normlara karşı çıkan hareketlerin artması, bu eşitsizliklere karşı bir tepki oluşturmuştur. Artık mankenlik dünyasında da, 170 cm boyunda birinin başarılı olma olasılığı giderek daha fazla kabul görmektedir. Bu değişim, toplumsal adaletin sağlanması adına önemli bir adımdır.

Sonuç: Toplumsal Yapılar ve Bireysel Potansiyel

170 boyla manken olmak, toplumsal normlar, kültürel pratikler ve eşitsizlikler gibi faktörlerle şekillenen karmaşık bir sorudur. Ancak bu sorunun yanıtı, sadece fiziksel ölçütlere indirgenemez. Toplumsal yapıların ve normların değişimi, bireylerin potansiyellerini daha geniş bir perspektiften değerlendirme şansı sunmaktadır. Medyanın ve toplumsal hareketlerin gücü, daha kapsayıcı ve adil bir dünyayı inşa etme yolunda önemli bir adımdır.

Peki ya siz, toplumsal normların, güzellik anlayışlarının ve fırsat eşitsizliklerinin hayatınızda nasıl bir rol oynadığını düşünüyorsunuz? Kendi deneyimlerinizde bu tür eşitsizliklerle karşılaştınız mı? Bu yazı, hepimizin daha eşit ve adil bir toplumda nasıl daha fazla fırsat sunabileceğini sorgulamak için bir çağrı olabilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir